EEG (Elektroensefalografi)

    EEG (Elektroensefalografi)

    EEG; 1929 yılında, doktor Hans Berger tarafından geliştirilen bir ölçüm yöntemidir. Açılımı “elektroensefalografi” olan EEG, çoğunlukla sara (epilepsi) hastalığının tanısında kullanılır. Bununla birlikte bazı hafıza ve uyku sorunlarının tanısı için de yapılabilir.

    EEG’nin çalışma prensibi; beyin sinyallerinin grafik hâline dönüştürülmesidir. EEG sırasında hastaya elektrik verilmez. Bu nedenle EEG’nin sağlıksız ya da acılı bir işlem olduğuna dair söylentiler kesinlikle yanlıştır. EEG, uyku ya da uyanıklık hâlinde çekilebilir. Hastanın şikâyetlerine ve bu doğrultuda ortaya çıkan şüphelere göre EEG’nin uykuda mı yoksa uyanık mı çekileceği belirlenir. Aydın’da EEG çekimi ve sonuçların değerlendirilmesi için Nöroloji Uzmanı Refik Kunt ile iletişime geçebilirsiniz.

    EEG Nedir?

    EEG; beynin elektriksel faaliyetlerini görüntülemek amacıyla yapılan bir tanı işlemidir. EEG ile beynin elektriksel aktiviteleriyle birlikte fonksiyonları da değerlendirilebilir.

    Beynimizdeki hücreler, elektrik iletimi sayesinde iletişim kurarlar. Hücreler arası etkileşimi bozan, anormal elektrik düzeni ise EEG ile görüntülenebilir. EEG ile beyin dalgaları kayıt altına alınır. EEG cihazı, beyindeki elektriksel iletişimi saniye saniye kaydeder. İşlem sırasında kullanılan elektrotlar ise bu sinyalleri kâğıt üzerine ya da dijital ortama aktarır. EEG’nin sonuçları ince ve düzensiz çizgiler olarak görünür. Bu çizgilerin normal değerlerin dışında olması, beynin aktivitelerinde farklı sorunların olabileceğini düşündürür. Anormal EEG çizgileri, bazı hastalık nöbetlerine ya da farklı beyin hastalıklarına bağlı ortaya çıkabilir.

    EEG (Elektroensefalografi) Neden Yapılır?

    EEG, nöbet bozukluğu yani epilepsi (sara hastalığı) ile bağdaştırılan bir tanı yöntemidir. Bu bağdaştırma büyük oranda doğrudur. EEG’nin en sık kullanım alanı epilepsi tanısıdır. Ancak EEG beyinle ilgili farklı sorunların da tanı sürecinde kullanılabilir. EEG ile tanı konulabilecek rahatsızlıklar;

    • Epilepsi nöbetleri
    • Kafa travmaları
    • Beyincik iltihabı
    • Beyinde tümör yapıları
    • Beyin fonksiyonlarındaki bazı bozukluklar
    • Hafıza ve uyku sorunları
    • İnme ve Alzheimer tanı sürecinde EEG yapılabilir.

    EEG Nasıl Çekilir?

    EEG; elektrotların kafa derisine takılması ile yapılan bir işlemdir. Elektrotlar, içinden elektrik akımını ileten kablolardır. Elektrotların saç derisine takılması için “pasta” denilen özel yapışkanlar kullanılır. Bu yapışkanlar yıkandığında saçtan kolayca çıkar. EEG çekimi genellikle 30 – 60 dakika içerisinde tamamlanır. Ancak bazı özel durumlarda EEG’nin süresi 24 saate kadar çıkabilir. Uzun süren EEG işlemleri çoğunlukla nöbet dönemlerini yakalamak ve bu süreçte beynin aktivitelerini incelemek amacıyla yapılan EEG çekimleridir.

    EEG çekilirken;

    • Kişi sandalyeye oturtulur ya da sırtüstü yatırılır.
    • Kafa yapısı incelendikten sonra elektrotların yerleştirileceği noktalar belirlenir.
    • Elektrotların üzerine yapışkan jel yani pasta sürülür ve kafa derisine tutturulur.
    • Ölçüm başladıktan sonra elektrotlar düzenli aralıklarla kayıt makinesine impuls verilerini gönderir.
    • Ölçüm sırasında “fotik stimülasyon” dediğimiz ışık uyarısı kullanılır. Fotik stimülasyon; saniyede 1 ile 30 kez tekrarlayan flaş uyarılarıdır. Bu esnada hastadan doğrudan ışığa odaklanması istenir. Flaş uyarıları sırasında beyin dalgalarının değişimleri de elektrotlar tarafından dijital ortamda kaydedilir. Fotik stimülasyon, EEG’de kullanılan en yaygın provokasyon yöntemidir. Ses ve insülin provokasyonu da, günümüzde pek tercih edilmemesine rağmen, gerekli durumlarda EEG çekiminde kullanılabilir.
    • Uyku sırasında çekilen EEG işlemlerinde de süreç aynıdır. Ancak kişinin ölçüme uykusuz gelmesi istenir. Eğer kişi uyuyamazsa, uyku ilaçları yardımıyla ölçüm yapılabilir. Uykunun da beynin elektriksel işlevleri üzerinde farklı etkileri vardır. Bu nedenle bazı hastalıkların tanısında uykuda çekilen EEG’nin önemi büyüktür.

    EEG Çekiminde Nelere Dikkat Edilmelidir?

    EEG çekiminde kişinin yaşı, cinsiyeti ve klinik bilgileri önemli yer tutar. Bazı ilaçların düzenli kullanılması, kafein ve saç derisindeki değişmeler EEG sonuçlarını etkileyebilir. Bu nedenle EEG çekilmeden önce;

    • Saçların temizlenmesi gerekir. Yağlı ve kirli saç derisinden yapılan EEG sonuçları doğru sonuçlar vermeyebilir.
    • Hasta öyküsü mutlaka dikkatlice dinlenmelidir. Buna göre EEG çekilmeden önce bazı kısıtlamalar yapılması gerekebilir.
    • EEG çekilmeden önce saçlara sprey vb. yabancı maddeler sürülmemelidir.
    • Ölçüme başlamadan önce kolye, küpe vb. metal eşyaların çıkarılması gerekir.
    • EEG mutlaka tok karnına çekilmelidir. Eğer özellikle uykusuz EEG istenmemişse hastanın bir önceki gece uykusunu iyi bir şekilde alması gerekir.

    EEG Sonuçları Nasıl Değerlendirilir?

    EEG sonuçlarının değerlendirilmesi nöroloji alanında ciddi deneyim gerektirir. Çünkü paroksismal anomali yani anormal EEG bulgusu gözlenen her hastada epilepsi olmayabilir. Ya da klinik olarak nöbeti olmayan bir hastada epileptik aktivasyonlar görülebilir. Özellikle epileptik olgularda, klinik bulgular ve EEG bulgularının uyuşması önemlidir.

    EEG sonuçları epilepsiye işaret etmese bile anormal EEG sonuçlarının mutlaka araştırılmalıdır. Bu noktada da nöroloğun uzmanlığı ve yönlendirmeleri önemli yer tutmaktadır.

    Aydın’da EEG çekimi ve sonuçlarının değerlendirilmesi için Uzman Doktor Refik Kunt Nöroloji Kliniğiile iletişime geçebilir; dilediğiniz zaman randevu alabilirsiniz.

    Şimdi Ara!
    Yol Tarifi